Home
Yalnızla Gençlik Çalışanlarının Anlayacağı 20 Durum

Yalnızla Gençlik Çalışanlarının Anlayacağı 20 Durum

Bu yazımızda size Gençlik Çalışanlarının sürekli karşılaştığı komik bir o kadar da trajik şeyleri derledik! 🙂 Bakalım kendinizi ne kadar bulacaksınız?

1. Ne gezdin beeee?

Evet. Biz gençlik çalışanları, gençlik eğitmenleri çok geziyoruz. Bunu kabul ediyoruz. Fakat şunu da anlamanızı istiyoruz ki bu iş sadece geziden ibaret değil. Sürekli şehir, ülke hatta kıta değiştiriyor olabiliriz ama unutmayın ki gittiğimiz yerlerde zamanımızın neredeyse yüzde doksanı bir proje ya da eğitim kursu ile dolu ve pek de gezecek, eğlenecek zamanımız olmuyor.

2. Abi sıkılmadın mı her gün başka bir ülkede / şehirde olmaktan?

Evet. Bazen çok sıkılıyoruz. Sürekli yolda olmak o kadar yorucu ki, yemek yeme düzeni, uyku düzeni, aile ve arkadaş konularında sürekli sorunlar yaşıyoruz. Bir çoğumuz kilo problemi, uyku problemi, stres vb. şeylerle yaşamaya o kadar alıştık ki, yanımızda sürekli bir anneanne çantası içerisinde ilaçlar taşıyarak yaşıyoruz. Malesef öyle. Ama yapacak bir şey yok. Bu işi çok seviyoruz!

3. Sevgilin / eşin niye yok senin?

İnanın bunu biz de kendimize çok soruyoruz. Ama genellikle çok da cevap veremiyoruz ki bir çoğumuzun aşk hayatı çok da iyi gittiği söylenemez. Mutlu evlilikler, mutlu birliktelikler hiç mi yok? Elbette var. Sonuçta anlayışlı bir eş bulmak da mümkün bu hayatta. Bizim gibi sürekli seyahat gerektiren bir çok meslek mensubu insanlar gibi biz de elbet bu konuda çok müzdarip durumdayız. Ama ne yapacaksın? Alıştık sanırım bu hayata… Umuyoruz ki güzel günler göreceğiz! Er ya da geç!

4. Bulamadın mı bir Polonyalı?

Bulamadık. Bu soru gerçekten çok can sıkıyor. Haberiniz olsun. Bulamadık evet. Bulmak için de uğraşmadık muhtemelen. Öyle bir niyetimiz olsa bence bunu yıllar önce yapar, bu işe de devam etmezdik. Ama bizim böyle bir derdimiz yok. En azından bir çoğumuzun olmadığına biz eminiz!

5. O kadar yurt dışındasın, biriyle evlenip kalsan bari.

“Olduuuuu! Tamam. Hemen evleniyorum biriyle ve kalıyorum.” Bu soru da diğer ilişki sorusu gibi çok sorulan bir soru. Fakat anlatamadığımız şey şu ki; bizim bu ülkeyi terk etmek gibi bir derdimiz yok. Ülkemizi çok seviyoruz. Zaten bu işi yapmamızdaki en büyük motivasyon da bu ülkedeki gençleri, çocukları, kadınları, hayvanları, taşı, toprağı, her şeyi çok seviyor olmamızdan kaynaklanıyor. O sebeple bu sorudan artık vazgeçerseniz çok seviniriz.

6. Abi Fransa sana neden hala bir vatandaşlık vermedi ki?

Bravo! Fransa’da bu soruyu bekliyordu. Hemen telefon açıp sorayım bakayım. Neden vermemişler bana bir vatandaşlık. Üstteki sorunun cevabı bu soruya da cevap olmuştur diye umuyoruz.

7. Haaa oğlan mı / kız mı? Şimdi Almanya’da o yaa, gelir bi kaç güne…

Annem. Annemiz. Annelerimiz. Nereye gidersek gidelim, onlar için hiç fark etmiyor. Hep Almanya’da olduğumuzu söylüyorlar akrabalara. İlk başlarda yorucu olsa da, üzücü olsa da… zamanla alışıyorlar bu seyahatlere ve bir süre sonra nereye gittiğinizi bile sormayabiliyorlar. İlk başlarda sizinle hava limanına kadar gelen, günde 100 defa arayan, soran ve sonraları gece sessizce yatağında uyurken bırakıp çıktığımız annelerimiz. Hepsini buradan sevgiyle selamlıyoruz. İyi ki varsınız! Bu gençlik çalışanlarını iyi ki yetiştirdiniz.

8. Huuu huuuu! Hangi ülkedesin acabası?

Arkadaşım! Biz sadece yurt dışında değiliz. Sizin hayal ettiğiniz gibi sabah git, akşam gel bir işimiz olmasa da bizim de sürekli uğradığımız ya da evden, uzaktan çalıştığımız bir kuruluş var. Bu kuruluşun da iş yükü genellikle o kadar ağır ki, evde dinlendiğimizi söylediğimiz bir çok gün bile tıpkı resimdeki gibi epostalara cevap vermek, yeni projeler yazmak, bir deadline’a yetişmek gibi dertlerimiz var. Mesela biz şu an bu yazıyı hazırlarken, bir yandan da bir gönüllünün epostalarına cevap veriyoruz!

9. Kanka gelirken … getiresene duty free’den!

Hemen kankacım! Zaten ben her ay 200 EURO size bir bütçe ayırıyorum. O kadar çok kazanıyorum ki, emrini söyle, siparişini söyle hemen getireyim. Ooooo telefon mu? Onu da alırım. Sen hiç merak etme.

10. Sana vatandaşlık vermeleri lazım artık, ayıp etmişler. Bir haftalık vize ne?

Daha önce konuşmuştuk bu konuyu. Bizce fazla uzatmayalım artık. Vatandaşlık falan istemiyoruz.

11. Abi özlemiyor musun Türk yemeklerini? Hep domuz, hep domuz? Ne yiyorsun oralarda?

Arkadaşım. İnsanlar Edirne sınır kapısını geçince tek yedikleri yemek domuz değil. Nasıl ki sen her gün, her öğün kuzu eti yemiyorsun, onlar da öyle. Biz de yurt dışına çıktığımız zaman tıpkı senin yediğin gibi tüm sebze, meyve ve diğer et ve türevlerini bulabiliyor ve yiyebiliyoruz. Yani domuz dışında o kadar çok seçenek var ki, şaşırırsın!

12. Kanka İtalya’ya nasıl giderim?

Uçakla.

13. Bana ve kız / erkek arkadaşıma İngiltere’de yazın 3 aylık bir proje ayarlar mısın?

Arkadaşlar. Biz size ve kız / erkek arkadaşınıza balayı organizasyonu yapacak bir şirkette çalışmıyoruz. Bu ayarlamaları tur şirketleri ve çeşitli web siteleri yapıyor. Ama biz yapmıyoruz. Hatırlatalım istedik.

14. İsviçre’den gelirken getire getire bu dandik çikolatayı mı getirdin?

Bence sen yeme o çikolatayı. Bırak.

15. Kanka sen kaç dil biliyorsun şimdi? Olmuştur heralde 10 dil falan sende!

“10 mu? Hıh! 22 oldu kardeşim.” Arkadaşlar biz dil kursuna gitmiyoruz. Gittiğimiz ülkelerin hemen hepsinde İngilizce konuşuyoruz. Bazen uzun süre projelerde kaldığımızda falan evet, ikinci bir dil öğrenme şansımız oluyor. Fakat bir projeye gittiğimiz zaman dil öğrenmeye değil, projenin konusu neyse onun üzerine çalışmaya gidiyoruz. O sebeple hayır! öğrenemedik yeni bir dil daha. Kusura bakmayın artık.

16. Sendeki İngilizce bende olacak var yaaaa!

Anlat, anlat! Heyecanlı oluyor. Eeee sonra?

17. Hadi bekarken anladık da, evlilik, çoluk, çocuk olunca napacaksın?

Şu bahsi artık kapatır mısınız lütfen?

18. Nasıl ya? Otostopla mı geçtiniz sınırı? Kanka ya tutuklasalardı seni?

Tamam. Tehlikeli olabilecek durumlar elbette ki var. Fakat artık bu konuyu aşmış olmamız gerekmiyor mu?

19. Nasıl yaa? Tren istasyonunda mı uyudunuz?

Tabii ki 4-5 yıldızlı otellerde eğitimler oluyor. Fakat her zaman değil. Nerelerde uyumak zorunda kaldığımızı bir bilseniz!

20. Eeee maaşınızı kim veriyor?

Hiç kimse 🙂 Bir çoğumuz maaş almıyoruz malesef. Nasıl geçindiğimizi merak ediyorsunuz biliyoruz. Fakat bu konu o kadar karışık ki, herkesin kendine göre bir düzeni ve gelir modeli var. İnanın bazen biz bile anlamıyoruz. Bu ay sonunu nasıl getireceğimiz konusunda da çoğumuzun en ufak bir fikri yok. Ama o kadar güzel bir iş yapıyoruz ki; para emin olun konumuz değil.

BONUS: Kanka sen bize dernek, mernek, proje falan diyorsun ama bir örgüte falan bulaşmadın İnşallah?

Evet. Bir çoğumuz bir ya da birden fazla örgüte üyeyiz. Hepsi sivil toplum örgütü! Bizim, sizin, hepimizin hayatını güzelleştirmek üzere çalışan dernekler, vakıflar, ve diğer kar amacı gütmeyen toplum kuruluşları. Bizce siz de hemen bir örgüte üye olun!

BONUS 2: Bu tarz projeleri nerede bulabilirim?

Evet. Biz de tüm diğer gençlik çalışanları gibi arama motorlarını kullanıyoruz. Fakat bazen daha detaylı bilgiye ihtiyaç duyduğunuzu da biliyoruz. Bu sebeple size bir kaç öneride bulunabiliriz;

1- www.vopool.net‘e üye olabilirsiniz.

2- Eurodesk Türkiye‘ye merak ettiklerinizi sorabilirsiniz.

3- Facebook, instagram vb. sosyal medya hesaplarından ilgili olabilecek grupları arayıp, bu gruplarda sorular sorabilirsiniz.

4- Yaşadığınız şehirdeki Valilik, Üniversite, Belediye vb. yerlerdeki Avrupa Birliği projeleri yapan ofislerin kapısını çalabilirsiniz.

5- Bu tarz projeler yapan derneklere ulaşabilir, bilgi alabilirsiniz.

 

Bu uzun ve aslında pek de komik olmayan gönderiyi okuduğunuz için teşekkür ederiz. Kendinize iyi bakın! 🙂 Görüşmek üzere!

Leave a Comment